Geri ↩

Mantar

Mantar vücudun nemli, ıslak ve terli bölgelerinde oluşup, gelişen bir cilt rahatsızlığı türüdür. Aynı zamanda mantar bulaşıcı bir cilt rahatsızlığıdır. Ayrıca mantarlar kaşıntı, ciltte renk değişimi ve kabarıklık şikâyetlerini ortaya çıkarabilmektedir. Mantarın önlenmesindeki birinci tedbir kişinin temel hijyen koşullarını uygulaması başta gelmektedir. Mantarlar bulaşıcı karaktere sahip oldukları için mümkün oldukça iç çamaşırı, kıyafet, çorap, ayakkabı ve kişisel bakım eşyalarının paylaşılmaması gerekmektedir.
Mantar Tanı ve Tedavi
Mantar tanısı asıl olarak gözle muayene sonrası konmaktadır. Bunun yanı sıra bazı mantar şikâyetlerinde ultraviole ışınlarla veya patolojik test sonucu tespit edilmesi söz konusu olabilmektedir. Tedavi konusunda mantarların hijyenik olmayan ve nemli olan bölgede görüldüğü unutulmamalı ve mantar olan bölge temiz ve kuru tutulmalıdır. Hekiminizin tavsiyeleri doğrultusunda mantar kremleri ve ilaçlarla mantarın kurutulması da tedavi yöntemleri arasında bulunmaktadır.

Egzema

Egzema birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Bunlar içinde en belirgin olanları ise genetik faktörler, yoğun stres ve hava koşullarıdır. Egzema konusunda bulaşıcı olduğuna dair halk arasındaki yanılgının aksine, egzema bulaşıcı bir cilt rahatsızlığı değildir. Ayrıca kaşıntı, kızarıklık ve kabarma olarak ortaya çıkabilmektedir. Egzema yetişkinlere nazaran çocuklarda daha sık görülmektedir. Atopik egzema, kontakt egzema, seboreik egzema, dishidrotik egzema gibi türleri bulunmaktadır.
Egzema Tanı ve Tedavi
Tanı işlemi genellik belirtiler üzerinde ve gözle muayene sonucu konulmaktadır. Egzema olan bölge korunmalı ve asla kaşınmamalıdır. Egzema olan cilt bölgesi hassas olduğu için yabancı materyallere ve kimyasallara karşı korunmasına özen gösterilmelidir. Bunların yanı sıra ilaç veya kremle tedavide mümkün olmakla birlikte, bu tedaviler ve ilaçlar egzemanın türüne göre farklılık gösterebilmektedir. Egzema tedavisinde kullanılan kortizon etkili ilaçlar oldukça etkili olsa da yan etkileri de bulunmaktadır. Bu sebeple bu tür ilaçların kesinlikle uzman hekimin kontrolü altında alınması çok önemlidir.

Sedef Hastalığı

Sedef hastalığının (psoriasis) tam olarak nedeni bilinmese de genetik faktörlere göre belirlendiği bilinmektedir. Günümüzde çoğu insanda görülmekte olan sedef hastalığı deride antijen üretilmesi, üretilen antijenlerin bağışıklık sistemini aktif hale getirmesi ve bunun sonucunda oluşan yeni hücrelerin deri üzerinde plaklar oluşturmasıdır. Sedef hastalığının belirtileri vücudun her bölgesinde görüleceği gibi genellikle; diz, dirsek, eller, saçlı deri ve genital bölgede daha sıklıkla görülmektedir. Bunların yanında tırnaklarda da görülebilmekte ve tırnakların kalınlaşmasına yol açabilmektedir.
Sedef Hastalığı Tanı ve Tedavi
Sedef hastalığının tanısı genellikle gözle muayene sonrası konulmaktadır. Fakat bazı şüpheli durumlarda ise biyopsi alınarak laboratuvar testleri sonucunda tanı kesinleşir. Tedavi konusunda ilk olarak sedef hastalığı lezyonlarının görülüğü bölgeler nemlendirici krem uygulanabilir. Ayrıca fototerapi (ultraviole B, morötesi ışın) ve kortizon içeren ilaçlar da tedavi yöntemleri arasında bulunmaktadır. Son olarak sedef hastalığının psikolojik temellerinin bulunduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Hastanın psikolojik tedavi görmesi ve hastalığı yeneceğine inanması olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Seboreik Dermatit

Seboreik Dermatit kesin olarak hangi sebeple oluştuğu bilinmeyen fakat birçok faktörün etkili olduğu bir cilt rahatsızlığı türüdür. Bununla birlikte iki faktörün diğerlerinin önüne geçtiği düşünülmektedir. İlki vücudun gereğinden fazla yağ üretmesi ikincisi ise vücudun doğal yollarla ürettiği sebum adı verilen yağların sonucunda Malassezia mantar türüdür. Vücudun birçok yerinde görülebilmekle birlikte sıklıkla kafa derisinde gelişen bir rahatsızlıktır. Kaşıntı, pullanma ve dökülme gibi şikâyetleri ortaya çıkarmaktadır. Seboreik Dermatit doğum sonrasında bebeklerde sıkça görülür. Tam olarak tedavisi mümkün olmasa da büyük düzeyde kontrol altına alınbilen bir hastalık olmakla birlikte bulaşıcı da değildir.
Seboreik Dermatit Tanı ve Tedavi
Seboreik Dermatit’in tam olarak kesin bir tedavisi mümkün değildir. Bunun yanı sıra kortizon içerikli ilaçlar kullanılmaktadır. Fakat bunların uzun süreli kullanılması önemli düzeyde yan etkilere yol açtığından; hastalığın ileri düzey bölümlerinde uzman hekim tavsiyesinde ve takibinde kullanılması gerekir. Ayrıca doktorunuzun önereceği şampuan, krem benzeri malzemelerin kullanılması ile hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Atopik Dermatit

Atopik Dermatit bir diğer adıyla alerjik egzema genellikle bebeklik ve çocukluk dönemlerinde ortaya çıkan bir rahatsızlık türüdür. Genetik olarak alerjik reaksiyonlara yatkınlık olarak tanımlanabilmektedir. Atopik Dermatit rahatsızlıklarında deride bulunan nem oranı doğuştan olması gerekenin altındadır. Çoğunlukla gıda ve hava (teneffüs) yoluyla alerjenlere hassaslık geliştirilir. Çocukluğun ilk dönemlerinde bu gıda yoluyla ilerleyen yaşlarda ise toz, polen gibi hava yoluyla alerjik reaksiyonlar gözlemlenir. Anne adaylarının gebelik dönemlerinde tütün ürünleri, alkol benzeri maddeler tüketmeleri çocuklarının Atopik Dermatit olma risklerini arttırmaktadır.
Atopik Dermatit Tanı ve Tedavi
Atopik Dermatit tanısında başlıca belirleyiciler; kaşıntı, kronik ve tekralanan dermatit, kişisel ve genetik atopi öyküsüdür. Alerjik egzama konusunda temelde üç tür tedavi uygulanmaktadır. İlaç tedavisi, cildin nemlendirilmesi, koruyucu önlemler.

Siğil

Siğil çoğunlukla ten rengine yakın renkte, kabartılı ve sert cilt rahatsızlıklarıdır. Siğiller bulaşıcıdır, en çok cinsel temasla bulaşabildikleri gibi diğer temas şekilleriyle bulaşabildikleri de bilinmektedir. Siğillerin oluşum sebebini Human Papilloma Virüs (HPV) adı verilen virüs kaynaklık etmektedir. Siğiller genellikle ıslak ve nemli vücut alanlarında oluşmaktadırlar. HPV virüsü belirli bir kuluçka döneminden sonra kitlelerin oluşması yöntemiyle belirtileri oluşur.
Siği Tanı ve Tadavisi
Siğillerin şekilleri ve görünümleri belirgin oldukları için çoğunlukla gözle tedavi sonucunda tanı konulabilmektedir. Ayrıca kadınlarda smear testi sonucu tesadüfi olarak ta ortaya çıkabilmektedir. Tedavi aşamasında asıl amaç siğillerin cilt üzerindeki görünümlerini kaybetmektir. HPV virüsü vücuttan atılması ayları hatta yılları bulabilmektedir. Bunun yanında ilaçlar ve kremler siğil tedavisinde en çok kullanılan yöntemlerdir. Günümüzde ise HPV virüsü için aşılar da geliştirilmiş bulunmaktadır. Doktorunuzun onayı ile bu aşıları yaptırabilirsiniz.

Et Benleri

Et benleri cilt üzerinde ciltten daha koyu renkte bulunan ve deriden daha yüksek seviyede bulunan çıkıntı şeklindeki parçalardır. Et benlerinin ortaya çıkmasında birden fazla sebep rol oynayabilmektedir. Hormonlar, hızlı ve ani kilo değişimleri, stres ve bağışıklık sistemine yüklenme et benlerini ortaya çıkaran sebeplerden sadece bazılarıdır. Et benleri genellikle vücudun her yerinde ortaya çıkabilmekle birlikte boyun, sırt ve koltuk altı gibi ter bezlerinin daha yoğun bulunduğu alanlarda görülmektedir. Benlerin tedavisinde kullanılan temelde 2 yöntem mevcuttur. Bunlardan ilki cerrahi yöntemdir. Bu yöntemde et benleri anestezi ve kesi uygulanarak cilt yüzeyinden alınmaktadır. Fakat bu yöntemde kesi ve dikiş sonrasında iz kalma olasılığı bulunmaktadır. Bir ikinci yöntem ise lazer yöntemidir. Lazerle et beni alımında et benlerini oluşturan melanositler hedef alınır. Cilt renginden daha koyu bulunan molanositler lazer ışınlarını soğurarak yüksek ısıda dağılırlar. Lazerle ben tedavisindeki temel mantık şudur benleri oluşturan melanositler dağıtılarak belirginlikleri kaybettirilir ve tedavi sağlanmış olunur. Ayrıca hangi benlerin tedavi edilip edilemeyeceği uzman hekim kontrolünde tespit edilir. Gerekli görüldüğü durumlarda ise biyopsi alınarak inceleme yapılır. Bunun sonucunda tedavi işlemi uygulamaya konulur.

Kontakt Dermatit

Kontakt dermatit kısaca temas sonucu oluşan alerjen tepki olarak tanımlanabilir. Kontakt dermatit, kontakt ürtiker ile karıştırılmamalıdır. Ütikerde dermatitten farklı olarak temas eden nesne veya maddeye bağışıklık sisteminin bir tepkisi söz konusudur. Kontakt dermatitte belirtilerin ortaya çıkması nispeten daha uzun sürelidir. Buna rağmen kontakt dermatit ortaya 1 ila 2 dakikada çıkabileceği gibi birkaç saati de bulabilmektedir. Kontakt dermatit alerjik ve alerjik olmayan reaksiyon olarak ortaya çıkabilmektedir. Kontakt dermatitte ortaya çıkabilecek genellikle temas oluşan bölgede kaşıntı veya dökülme yaşanmasıdır. Kontakt dermatitte iyileşme süreci de farklılık gösterebilmektedir. Genellikle aynı gün içerisinde geçer fakat 1 aya kadar uzayabilme ihtimalide bulunmaktadır. Kontakt dermatitte en başlıca belirtiler şunlardır;
• Kızarıklık
• Kaşıntı
• Döküntü
• Cilt kuruması
• Şişkinlik
• Yanma
• Ciltte kuruma
Kontakt dermatit tedavisinde ilk olarak kişinin hangi maddeye karşı bu reaksiyonun geliştirdiğinin tespit edilmesi ve bu madde ile temastan kaçınması gereklidir. Bu tespit konusunda genellik uzman hekiminiz sizden yama testi yaptırmanızı isteyebilir. Bunların dışında; Cildi temas sonrasında dezenfekte etmek ve iyice yıkamak, kaşımamak, soğuk kompres uygulamak, cildinizi tahriş etmeyecek kıyafetler giymek de bu süreçte iyileşmeyi kolaylaştırır. Son olarak doktorunuzun tavsiyesi doğrultusunda kortizon içerikli kremler, başka içerikli kaşıntı önleyici krem veya losyonlar etkili olabilmektedir.

Nasır

Nasır tekrarlı bir şekilde cilde uygulanan baskı ve sürtünme sonucu oluşan cildin kendini savunma ve geliştirme mekanizması olarak tanımlanabilir. Vücudun her yerinde ortaya çıkabilmekle birlikte en çok el ve ayaklarda görülen nasır kişiye hem estetik hem de günlük yaşam içerisinde sıkıntılar verebilmektedir. Ayaklarda oluşan nasır genellikle yanlış ayakkabı tercihi yani dar, ayak ortopedisine uyumlu bulunmayan ayakkabı tercihleri nasırın oluşumunu etkileyen birincil faktörlerdir. Ellerde oluşan nasırlarda aynı şekilde günlük yaşamında ellerini çok kullanan bir kişi de ortaya çıkabilmektedir. Nasırın tanısı genellikle basit bir işlemdir. Nasır ağrılı veya ağrısız şekilde ortaya çıkabilmektedir. Ağrılı olarak ortaya çıkan nasırlarda tedavi gereklidir. Nasır genellikle zararsız bir cilt hastalığıdır. Ayrıca tanı işlemi esnasında siğilden ayırt edebilmek maksadıyla hekim bir parça nasırlı yüzeyi kazıyabilir. Tedavi konusunda cerrahi yöntemlerin yanı sıra, ponza taşları veya kremlerde kullanılmaktadır. Fakat nasır tedavisinde lazer kullanımı çok etkili olabilmektedir. Fraksiyonel Lazer ile nasır tedavisi işleminde lazer ışınları kullanılarak nasır tamamıyla tedavi edilmiş olur.

Rosacea (Gül Hastalığı)

Açık ten rengine sahip kişilerde genellikle yüz bölgesinde görülen, kronik ve iltihaplı bir hastalık olan gül hastalığının en belirgin belirtileri kızarıklık ve kaşıntılardır. Yetişkin aknesi olarak da bilinen rosacea başlangıçta çok büyük rahatsızlıklar göstermesede ileriki dönemlerde kılcal damar genişlemeleri ve bu damarlar üzerinde sivilceler oluşturmaya başlar. Fakat bu sivilcelerin diğer sivilcelerden temel bir yapısal farklılığı bulunmaktadır. Bu farklılık siyah nokta gül hastalığında bulunmaz. Rosaceanın tam olarak net bir sebebi bulunmamaktadır. Bu sebeple bu sebeple en iyi korunma şekli yüzü tahriş edici nesnelerden olabildiğince uzak tutarak, temizliği özenli bir şekilde sağlamaktır. Gül hastalığı tanısında herhangi araştırmaya gerek kalmaksızın uzman hekim muayenesinde ortaya çıkabilmektedir. Çok nadir de olsa biyopsi alınması gerekebilmektedir. Rosacea hastalığı olan insanlar güneş ışınlarından olabildiğince kaçınmalıdırlar. Bunun yanı sıra kafein, alkol, baharatlı gıdalardan uzak durmaları gereklidir. Yüzü tahriş edici eylemlerden olabildiğince kaçınması gerekmektedir.
Tedavisi;
Rosecea tedavisinden en önemli durum erken tanı konulabilmesidir. Bunun ardından doktorunuzun size verdiği tedbirlerin hepsine bire bir uymanız gerekmektedir. Gül hastalığı tedavisinde antibiyotik haplar veya kremler, kızarıklık ve kaşıntı önleyici ilaçlar, uzman bir hekimin kontrolünde kullanılabilecek kortizon içerikli kremler ve lazer tedavi kullanılabilmektedir. Lazer tedavide hastalığın kontrol altına alınmasına çok büyük yardımcı olabilmektedir. Gül hatalığında hangi lazer tedavi yönteminin kullanılacağı da uzman hekimin belirleyeceği bir husustur. Genellikle 5 ila 6 seans aralığında uygulanan lazerle rosacea tedavisi 20 dakikalık bir işlemdir.

Dr. Sibel Tuğcugil'e Sorun